Turizm

Turizm

Turizm

Turizm

Turizm, 21. yüzyılın “sınırsız” ekonomisine en iyi uyum sağlayan ve destek veren sektörlerinden birisidir. “Küresel işbölümü” ve “küresel barış”ın, ulaşılması gereken idealler olarak değerlendirildiği günümüz dünyasında, turizmin toplumlar arasındaki önyargıların kırılmasına destek olarak barışa yaptığı hizmet, başka hiçbir sektörde olmadığı kadar belirgindir. Ekonomi gözlüğünden ise turizm; yatırımları geliştiren, gelir yaratan, döviz sağlayan, istihdam olanakları sunan, bölgeler arası dengeli kalkınmayı sağlayan kilit bir sektördür. Bununla beraber; her gün değişen ve çeşitlenen ekonomik faaliyetler, teknolojinin sunduğu büyük kolaylıklar ve oluşan yeni tüketim kalıpları; her kavram gibi turizm kavramının da yeniden şekillendirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Klasik turizm kavramının, modern turizm kavramına evrilmesi sürecine göz atmak istenirse, söz konusu değişimin zirve noktasının 20. yy’ın ortaları olduğu ifade edilebilir. Yirminci yüzyıl, insanlık tarihinde bilim ve teknolojinin en hızlı geliştiği dönem olarak göze çarpmaktadır. Bu yüzyıl içerisinde kentli nüfus artmış, eğitim kültür seviyesi yükselmiş, ulaşım kolaylıkları sayesinde “gidilebilirlik” kavramı yeniden tanımlanmış ve çevreye karşı duyarlılık gelişmiştir. Çalışma hayatındaki gelişmeler neticesinde de, çalışma sürelerinde çalışanlar lehine düzenlemeler yapılarak, çalışanlara daha fazla boş zaman imkanı sağlanmıştır. Bütün bu gelişmeler ışığında sanayi toplumu insanının dinlenme ihtiyacı; özellikle 1950’lerden itibaren hızla artan turizm talebi olarak kendini göstermiştir. İnsanlar, dinlenme ihtiyacını karşılamak üzere uygun iklime sahip kıyı kesimlerine yönelmişler ve klasik turizm kavramının çerçevesini çizmişlerdir. İnsanların turizm hareketine büyük yığınlar halinde katıldıkları bu yıllarda hâkim olan üretim anlayışı, “kitlelerin asgari ihtiyaçları tarafından şekillendirilen standart bir ürünün, mümkün 2 olabilecek en geniş kitlelere sunulması” prensibine dayanmaktadır. Buna bağlı olarak turizm kavramı da; geniş kitleler halinde, belirli mevsimlerde ve belirli bölgelerde yoğunlaşan dinlence faaliyetleri olarak tanımlanabilecek “kitle turizmi” kavramı ile aynı anlamda kullanılmıştır. Ancak zamanla; bu anlayışının ürettiği hizmetler, insanların taleplerine yeterince hitap edemeyen, sıradan faaliyetler haline gelmiştir. Deniz, kum, güneş üçlüsüne dayalı kıyı turizminin sıradanlaşması, farklılık arayan kişileri yeni arayışlara itmiş ve “modern turizm” kavramının gelişimine yol açmıştır. Klasik turizme karşı arayışların çıkış noktası; kitle turizminin herkesi tatmin etmeyi amaçlayan bu anlayışının verimsizlikle sonuçlanması ve zaman-bölge içinde yoğunlaşan turistik hareketin hem çevreye hem de yerel halka verdiği olumsuz etkilerin anlaşılmasıdır. Bu arayışların neticesinde varılan sonuç; turizme katılımın görece daha küçük kitleler tarafından sağlandığı, kişiselleştirilmiş ve kalitesi arttırılmış ürünlerin tüketildiği, doğal ve sosyal çevreye duyarlı bir turist profilinin taleplerini karşılamaya yönelik faaliyet gösteren; “yeni bir turizm sektörü”nün ve “yeni bir turizm anlayışı”nın gerekliliğidir. Bu noktada “özel ilgi turizmi” kavramı ve uygulamaları, bünyesinde hem sürdürülebilir gelişim prensibini hem de yüksek turizm geliri vaadini barındıran bir anlayış olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya Turizm Örgütü’nün konuya ilişkin öngörüleri de, bu yeniliğe ayak uydurma konusunda hızlı yol alan ülkelerin büyük bir avantaj yakalayacağını işaret etmektedir. Dünya Turizm Örgütü’nün öngörülerine göre, 21. yüzyılda kitle turizminin toplam turizm hareketleri içerisindeki payı tamamen ortadan kalkmasa bile, özel ilgi turizminin önemi gittikçe artacak ve “nicelik yerine niteliğin daha değerli olduğu” modern dünya algısına uygun olarak, sektöre damgasını vuracaktır. 3 Özel ilgi turizmi, boş zaman faaliyetlerinin ve rekreasyonal etkinliklerin, turizme katılan bireylerin ya da grupların özel ilgi alanlarına yönelik olarak planlandığı ve geliştirildiği; bu yolla da sektörün mihenk noktasını büyük aktörlerden bireylere doğru kaydıran turizm türü olarak tanımlanabilir. Türkiye’nin bu önemli turizm anlayışındaki mevcut durumu ve geleceğe yönelik perspektifi, bu çalışmanın ana sorunsalını oluşturmaktadır. Çalışmada ele alınacak olan kavramlar ve uygulama örnekleri; GSMH içinde turizmin payının arttırılmasına yönelik olarak kullanılabileceği gibi, Türk turizm sektörünün başat sorunlarından biri olan “gelir seviyesi yüksek turist profilinin sektöre entegrasyonu” konusu kapsamında da değerlendirilmeye imkan sağlamaktadır. Turizm üzerine çalışan, görev yapan ve konuyla ilgilenen her kesimden okuyucuya yardımcı olmayı amaçlayan çalışma; sekiz bölümden oluşmaktadır:

Tagged:

0 yorumlar