Armutlu Hakkında

Armutlu Hakkında

Armutlu Hakkında

Armutlu Hakkında

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde adı geçen bir koy, Armutlu’dan bahseder… Armutlu adının “Armoda veya Armodies” sözcüklerinden geldiği sanılmaktadır. Bu sözcüklerin sözlük anlamlarına bakıldığında donanma veya donanmaya gözcülük eden kimseler anlamına gelmektedir. Eski bir yerleşim merkezi olan ilçe bir çok isim değiştirek, Armutlu adını almıştır. Eski adlarından bazıları ise Enrutluk, Emrudili, Imrudili olarak bilinmektedir. Bu şirin ilçenin eski bir geçmişe dayanması Evliya Çelebi’nin ünlü Seyahatnamesinde 1050 senesine dayanan ve sefer ayının 9. gününe denk gelen satırlarında Mudanya ilçesine vardıklarını, oradan bir gemi ile Bozburun iskelesine geldiklerini ve bir koydan söz eder.

“Armutlu kasabası nahiyedir. Naib oturur. Subaşı Bursa Beyi tarafindan tayin edilir. Kasaba düz bir sahrada; bağlı, bahçeli, etrafı Armut bahçeleri ile süslü ve
bakımlıdır. Onun için Armutlu derler. Üç yüz kadar bakımlı evleri vardır ki, baştan başa kiremitle örtülüdür, Bir camii, bir hamamı üç mescidi, bir hanı, on kadar da dükkanı vardır.

Suyu ve havası çok güzeldir… Bir gece orada misafir kalıp, sabahla beraber gemicilerin haber vermesiyle acele kıyıya gelerek yine gemiye bindik. Allah’a hamdolsun, hafif bir batı rüzgarıyla Bozburun girdabından kurtulup yelkenleri açarak “Katırlı” adlı dağın dibinden “Bozburun” denilen yerde “Baba Sultan” ruhuna fatiha okuduk. Elli mil denize açılıp ilerlediğimiz vakit hava düzelerek ortalık süt liman oldu…” ünlü seyyah Evliya Çelebi Seyahatnamesindeki satırlarında bu şekilde bahsetmektedir. Ayrıca tarihi bilgiler Armutlu’nun 1300’den daha önceleri bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Armutlunun Osmanlı döneminde fethi ise 1320 yılı 2. Orhan zamanına rastlamaktadır. Fetihten sonra Mudanya ve Tirilyeden getirilen Türkler Armutlu’da yerleştirilmiştir. Türkler ve Rumlar Armutluda uzun bir süre birlik ve beraberlik içinde yaşamışlardır. Cumhuriyetin ilani ile birlikte şirin ilçe Armutluda bulunan Rumlar Yunanistan ve Türkiye’nin imzaladıkları mübadele yolu ile Yunanistan’a, Yunanistan da bulunan Türklerde Türkiye ye gelerek Marmara bölgesine dağılarak yerleşim yerleri oluşturmuşlardır.

Bu yerleşim yerlerinden biri olan Armutlu, göç edenlerle Bozburun doğanın tüm renklerini içinde bulunduran altın sarısı sahilleri ile
Marmara Denizi’nin incilerinden bir olmuştur. Evliya çelebi Seyahatnamesinin diğer satırlarında ise “Bozburun iskelesi, bakımlı bir iskeledir. Rüzgar almayan, akıntılı bir körfezde olduğundan, gelen gemiciler girdaba düşerek beş on gün, yahut bir iki ay yatar, denizin sakinleşmesini beklerler. İskele başında bir han , birkaç misafirhane, küçük bir camii serif ile
birkaç bakkal dükkanları var. Başka bina eseri yoktur. Fakat dört bir tarafinda bağ bahçeleri çoktur” diye bahsetmektedir. Aynı dönemde Mudanya’dan getirilen Türkler ile o yıllarda Rus
istilasında olan Gürcistan’dan göç eden Gürcüler Armutlu’nun yerlisi olarak bilinmişlerdir. Armutlu’nun kapsamlı bir tarih araştırması yapılmamıştır.

İlçenin gerek jeotermal kaplıcalara,gerekse Marmara Bölgesi’nin en temiz denizine sahip olması Turistik önemini arttırmaktadır.Sağlık
turizmi açısında da her yıl önemli bir o kadar artan ilçede yerli ve yabancı yatırımlar mevcuttur.Armutlu,günümüzde turizmden büyük bir
gelir elde etmektedir.Bir sahil ilçesi olan Armutlu’da turizm iki yönlüdür.Bunlardan ilki ve en eski turizm şekli kaplıca turizmidir. Armutlu-Yalova yolunun yaklaşık 3.km.’ sinde,vadinin yüksekçe bir sırtından çıkan jeotermal su, kaplıca turizminin temelini teşkil
etmektedir.Suyun bulunduğu yer ağaçlarla kaplı,dinlenmeye uygun,havadar bir bölgedir.Armutlu kaplıca suyu Türkiye’de en fazla
radyoaktiviteye sahip kaplıca suyudur.Armutlu kaplıcalarından istifade Bizans dönemindenBaşlamaktadır.İlk banyo o zaman
kurulmuştur.Bu bölgede Belediyece’yap,işlet,devret’ modeli ile yapılan modern,turistik bir otel ile;Belediye’ye ait otel,motel
pansiyon türü tesisler mevcuttur. Armutlu Marmara bölgesinin en temiz denizine sahip şirin bir kıyı ilçesidir. İlçeye kara ve deniz yoluyla ulaşım çok kolaydır. Armutlu denizi , kaplıcası ve doğasıyla dört mevsimi bir arada yaşayan ender yerlerden biridir.
Armutlu çevresinde bulunan kayalık alanlar zıpkınla dalmaya ve su sporlarına uygun bölgelerimizdendir. Bu spor faaliyeti Bozburun ve Ayıburnu açıklarında yapılmaktadır. Esenköy, Armutlu kıyı şeridi ile Çınarcık Deveboynu ve Şenköy mevkii kıyı şeridinde Levrek, Karagöz vb. zıpkınla avlanabilecek balık türleri bol olarak bulunmaktadır. Balıklar için yaşama ortamı olabilecek nitelikteki kayalık kıyı şeridi ülkemizin zıpkınla dalmaya en uygun sahalarından birisidir.
Ormanlık alanlarda kayın, meşe, gürgen, kızılcık, kestane ve ıhlamur ağaçları bulunmaktadır. Av Turizmi av meraklıları için düzenlenen avlanma programlarıdır. Av hayvanlarının varlığı av turizminin gelişmesi amacıyla kullanılabilir. Armutlu hem kara hem de su avcılığı bakımından önemli bir konumdadır. İlçe, doğal yapısı nedeniyle çeşitli hayvan türlerinin yaşamasına olanak vermektedir. Bu yüzden av turizmi cazip bir hal almaktadır. Çeşitli kuş avı bol miktarda yapılmaktadır. Armutlu kamp ve karavan turizmine elverişlidir. Özellikle doğal güzelliklere sahip kıyılarda, dağ yamaçlarında ve yaylalarda gençlere yönelik doğal değerleri koruyarak kamp yapma olanağı vardır.

Armutlu köylerinden Mecidiye, Hayriye, Fıstıklının bulunduğu havza “organik tarım” havzası olarak belirlenmiş olup, bu bölgede her türlü organik bitki, sebze ve hayvansal ürünlerin üretimi teşvik edilerek devam etmektedir. Ayrıca bu bölgede eko turizmi canlandırmak amacıyla eko pansiyon adıyla pansiyonculuk, yeme içme ve yöresel ürünlerin satışı ile doğada kamp ve atlı yürüyüş aktiviteleri yapılmaktadır. Armutlu’da tarihi eserler ve kendine özgü mimari yapılar, geçmiş kültürleri yansıtmak istercesine yeşil bitki örtüsünün içinden gururla kendilerini gösterirler. Ataların özel bir mirası olarak korunan Armutlu evleri, bunca yıla rağmen güzelliklerini korumaya devam etmektedirler. Beldenin merkezinde bulunan Köy Hamamı, Hacı Ali Paşa Camii, Tarihi Köprü, Eski Kitabeli Çeşme ve Eski Hamam en önemli tarihi eserlerindendir. 16 km .lik bir sahil şeridine sahip olan Armutlu’nun Yılanlar mevkiinde tertemiz denizi ile 4 km .lik pırıl pırıl bir kum sahili yer almaktadır. İlçeye 5 km .lik mesafede bulunan ve sürekli ulaşımı olan Armutlu Kaplıcaları, yıl boyunca şifalı sulardan yararlanmak isteyen sayısız insana şifa dağıtır. Yemyeşil bir vadide bulunan kaplıcalar birçok kaynaktan oluşmakta, ziyaretçilere banyo ve içme yoluyla tedavi sunarken solunum yolu ile de fayda sağlamaktadır.

KAPLICA TURİZMİ
Armutlu Kaplıcaları:
Kaplıca, ilçe merkezinin 2.5 Km kuzeyinde olup, Armutlu Kaplıcaları Yalova’ya 50 Km . mesafededir. Kaplıca bölgesinde; Otel, Restorant ,Türk Hamamı,Masaj Salonları,Jakuzi ve Kapalı Yüzme Havuzu bulunmaktadır. Kaplıca suları kimyasal sınıflandırma bakımından sülfatlı,bikarbonatlı, klorürlü, kalsiyumlu, sodyumlu ve karbondioksitli bir bileşime sahiptir.Kaynaklarda mineral miktarı 2100-2421 mg . arasındadır. Banyo ve içme kürlerine uygun olan kaplıca suları banyo,içme ve çamur olarak uygulandığı gibi, sudan çıkan gazlar teneffüs yoluyla da uygulanır. Armutlu kaplıcaları, radyoaktivitesi yüksek kaplıcalar sınıfına girmektedir.Kaplıcalar kalbin işlemesinde, asidin vücuttan atılmasında,sinirler üzerinde, iltihabi hastalıklarda ve kadın hastalıklarında,mide ve bağırsak hastalıklarında,yaraların iyileşmesinde,karaciğerin düzenli çalışmasında,hormonların düzenlenmesinde ve idrar söktürücü olarak yararlar sağ lar. Lyon Tıp Fakültesinden Profesör (Su ve iklim tedavileri) Piery’in yazılarında şöyle bahsedilmektedir. (Bizce, suyun beher litresinde, en az bir milimikroküri Radyo-aktivite bulunan kaplıcalar, tibbi olarak radyo-aktiviteyi haiz olan kaplıcalar nitelenir). Buna göre Armutlu Kaplıcasında, gerek İstanbul Üniversitesi hocaları tarafından yapılan, gerekse Sıhhat Vekaleti tarafından yaptırılan tahlillerde, suyunda beher litrede bir milimikroküriden fazla (1.04 milimikroküri) radyo-aktivite bulunmuştur. Fakat daha mühim olan bir nokta vardır; radyo-aktiviteden edilen istifade en çok nefes yolu ile olduğundan kaplıca gazlarındaki radyo-aktivite daha önemlidir. Armutlu kaplıcasının asıl kubbeli hamamında ise, sudan kendiliğinden çıkan gazlarda, beher litresinde 18,45 milimikroküri radyo-aktivite bulunmaktadır. Buda armutlu kaplıcalarının radyo aktivite bakımından zengin bir kaplıca olduğu anlamına gelmektedir.
Açıklamalara göre radyoaktivite özelliği kaplıca sularının, toprağın derinliklerinden kaynayıp gelen ve yer yüzüne çıkana kadarda pek çok madenleri eritip içeriğine hapsederek, bu arada radyum, toryum gibi elementlerin etkisiyle kazanılmakdır. Bu gün gelişen bilim dalları sayesinde kaplıca sularının iyileştirici özelliklerinin neler olduğu, hangi hastalıklara yararlı olduğu ve diğer bilimsel yanları bilinmektedir. Armutlu kaplıcaları uzun yıllardır yapılan araştırmalar sonucu hazırlanan rapor ve bilimsel incelemelerle, en fazla radyo-aktiviteye sahip kaplıca özelliği ile ülkemizde tek, dünyada ise ikinci sırada gelmektedir.

Armutlu Kaplıcalarının Faydaları;
1- Kalbin çalışmasına ve kuvvet bulmasına faydalıdır.
2- Vücudun bütün hücrelerinin canlılığını arttırır.
3- Bitkiler daha çabuk büyür.
4- Yaşlı kimselerin vücudunda biriken ve bir çok hastalıkların anası olan (Asitürik)’i vücuttan atar.
5- Hormonların faaliyetini hızlandırır.
6- Mikropları öldürme özelliği vardır.
7- Hastalıklara karşı vücudu koruyan kandaki ak yuvarları çoğaltır.
8- Damarları genişletir, kırmızı kan damarı basıncını düşürür.
9- İdrar çözücüdür.
10- Siniler üzerinde tesir edici, ağrı sızı dindirici, romatizmal hastalıklara faydası bulunmaktadır.
11- İltihapları ve şişlikleri giderir.
12- Kadın hastalıklarına çok iyi gelir.
13- Deri üzerindeki (pleatron) rahatsızlıklarda etkindir.
14- Karaciğerin çalışmasını düzenler.

Kaplıcalar genel olarak romatizma, siyatik, lumbago, kalp ve damar hastalıkları, kan düzeni, idrar zorlukları, mide-bağırsak hastalıkları, verem, şeker, nefes darlığı, kadın hastalıkları gibi pek çok hastalığa yararlıdır.
Radyoaktivite : Kudret, enerji verici olarak tanımlanabilir. Ancak anlam bakımından Radyum, Uranyum vb. bazı
Tıpta ‘termomineral sular’ olarak adlandırılan termal suyun kaplıcada kullanılabilmesi için o suyun yeraltından çıkan doğal termal su olması, sıcaklığının 20 °C üzerinde bulunması, litresinde ise en az 1 gram mineral bulunması gerekmektedir. Türkiye’de yılda 10 milyon kişi kaplıcalara gitmektedir. Uzmanlar, ister müzmin bir rahatsızlığı olsun, isterse sağlıklı herkesin hastalık durumlarında tedaviyi güçlendirmek, sağlıklı durumlarda ise bağışıklık sistemini güçlendirmek için yılda bir kez kaplıca kürü almasını önermektedirler.

Kaplıcaların tedavi maksatlı olarak önerildiği hastalıklar:
* Solunum sistemi hastalıkları: Astma bronşiyal, kronik bronşit, alerjik üst solunum yolları hastalıkları, pnömokonyoz.
* Cilt hastalıkları: Egzama, akne, sedef hastalığı.
* Kas iskelet sistemi hastalıkları: Eklem hastalıkları, kireçlenmeler, yumuşak doku romatizmaları, bazı romatizmal hastalıklar, yaralanmalar sonrası oluşan hasarların tedavisi.
* Kalp dolaşım sistemi hastalıkları: Kalp yetmezliği, dolaşım bozukluğu, hipertansiyon, arter hastalıkları.
* Mide bağırsak hastalıkları: Mide hastalıkları, şeker hastalığı (diyabet), şişmanlık (obezite), gut, karaciğer yetmezliği tedavisi.
* Böbrek ve idrar yolları hastalıkları: Kronik sistit, kronik böbrek taşları, fonksiyonel yetmezlik.
* Kadın doğum hastalıkları: Genital organın kronik hastalıkları, kısırlık, ameliyat sonrası hastalıklar, ağrılı ve zor adet görme, genital akıntı.
* Nörolojik hastalıklar: Omurga hastalıkları, travmatik lezyonlar, inme rehabilitasyonu.
Daha çok romatizmal hastalıklar, genel kas ve yorgunluk ağrıları üzerinde etkili olduğu bilinen kaplıca tedavisinin bir diğer önemli etkisi de hastanın yaşam kalitesini yükseltmesi ve yaşantısını aktif sürdürebilmesi için rehabilitasyon sağlamasıdır. Arınma ve temizlenmeyle birlikte bünyenin güçlenmesi, dolayısıyla kişilerin hastalıklarının kötüleştirici etkilerini üzerlerinden atmaları nedeniyle kaplıca son dönemde ‘detox’ olarak da tanımlanmaktadır.

Ayrıca kaplıca tedavisi almak için belirli bir yaş sınırının olmamasına dikkat çeken uzmanlar ileri yaştakiler ve çocukların da kaplıcalardan rahatlıkla kür uygulaması alabileceğini belirtmektedirler. Çocuklarda saman nezlesi, astım gibi üst solunum yolu rahatsızlıklarında kaplıca kürlerinden yararlanılmakta iken yaşlılarda yaşlılıkla birlikte ortaya çıkan birçok kronik rahatsızlıkta, örneğin hipertansiyon, kroner kalp hastalığı, diyabet (şeker hastalığı), kronik akciğer hastalığı gibi durumlarda kaplıca kürlerinin olumlu etkileri kanıtlanmıştır.
Hastalıkların çeşidine göre uygun kaplıca suyunun seçimi, yararlanma teknikleri ve süreleri bir uzman tavsiyesiyle yapılmalıdır. Kaplıca kür uygulaması bir uyarı ve uyum tedavisi olduğundan belirli bir zaman aralığında gerçekleştirilir ki bu süre genelde en az 10 gün, en uygunu 15 gündür. Yine kaplıcalardaki ideal su sıcaklığı 36-38 derecedir ancak bazı durumlarda (çocuklar ve yaşlılar hariç) 40 derecelik banyolar da önerilmektedir.

Kaplıcalarda termal mineralli sulardan sonra en sık kullanılan diğer bir tedavi unsuru; sudan biraz daha farklı termo fiziksel özellikleri bulunan şifalı çamurlardır. Ülkemizde birçok kaplıcada şifalı su ve banyo terapisi uygulanabilmektedir.
Romatizmaya karşı birebir

İltihaplı Romatizma (Artrit): Ateş, mafsallarda ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket güçlüğü, halsizlik, iştahsızlık şeklinde kendisini belli eder. Kalbi ve sinir sistemi etkileyen, çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. İlaç tedavisi olumlu sonuç verip hasta ateşli devreyi atlattıktan sonra kaplıca destekleyici bir tedavi olarak tavsiye edilebilir. Bu durumda kaplıcanın şu faydaları görülecektir:
· Mafsallarda arta kalan ağrılar azalır.
· Ateş ve nabız normale döner.
· Halsizlik ve iştahsızlık sona erer; hasta kendisini daha zinde hisseder.
· Kansızlık ve kanda görülen romatizmal bulgular ortadan kalkar.
· Yeni nöbetlerin gelmesi engellenmiş olur.
* Yaşlılık Romatizması (Osteoartrit):

Genellikle elli yaşın üzerindeki erkeklerde görülür. Geçmişte hastalanmış veya kaza geçirmiş eklemleri tutar. Eklemler şişer ve hareket sırasında çok ağrı verir. Parmak kemiklerinin uç eklemlerine yakın yerlerde kemik büyümesi görülebilir. Ağırlık taşıyan eklemler, hareket sırasında gıcırtılı bir ses çıkarır. Hastalık ilerlemiş ise; istirahat, fizyoterapi ve ortopedik müdahaleden sonra ancak kaplıca tedavisi uygulanabilir.

Başka bir hastalık sonrasında ortaya çıkan romatizma (Romatoit Artrit):

Genellikle yirmi-kırk yaş arası kadınlarda görülür. Sebebi tam bilinmemekle beraber, iltihabi bir kadın hastalığından sonra ortaya çıktığı için; bir çeşit bağışıklık reaksiyonu olduğu sanılmaktadır. El ve ayakların ufak eklemlerinde, alt çene kemiğinin kafatasına birleştiği yerde, köprücük ve göğüs kemiği eklemlerinde ağrı ile birlikte şişlikler görülür. Hastalığın ilerlemesini beklemeden bir doktora müracaat edilirse, kaplıca tedavisi çok iyi neticeler verecektir.

Doku harabiyeti ile neticelenen romatizmalar (Fibrozit): Mafsal ağrıları ile birlikte; erkeklerde damar sertliği, kadınlarda şişmanlama eğilimi görülür. Eklem yerlerindeki bağ doku iltihaplanma sonucu yıkıma uğrar ve tutukluklara sebep olur. Zaman zaman vücut ateşinde yükselmeler olur. Kaplıca tedavisinin iyi neticeler verdiği gözlenmiştir.

Ameliyat sonrası ortaya çıkan eklem tutuklukları:

Çeşitli iş kazaları sırasında, hareket sistemlerinde meydana gelen kırık, çıkık ve ezilmelerin bazen ameliyatla tedavisi gerekmektedir. Ameliyat sonrasında cerrahi müdahale gören eklem yerlerinde ağrılar ortaya çıkabilir. Bu ağrılar için de kaplıca tedavisi çok iyi neticeler vermektedir.

(Kemik tümörü olduğu teşhis edilen hastalar kesinlikle kaplıcaya gidemezler. Ayrıca, romatizma ile ilgisi olmayan, mikrobik kemik ve mafsal hastalıklarında da kaplıca tedavisi uygulanmamalıdır.)

Banyo yapmanın püf noktaları

Ne zaman gidilir: Bölgenin iklim şartları dikkate alınarak tespit edilmesi gerekir. Ülkemizdeki kaplıcalar genellikle ılıman bölgelerde yer aldığı için dört mevsimde yararlanılabilir.

Tedavi süresi (Kür): Gerekli faydayı sağlamak için 3 haftalık bir tedavi ve en az 21 banyo tavsiye edilir.

Banyo zamanı ve süreler: Banyoya girmeden önce tuvalet ihtiyacını gidermek ve banyo sırasında hareketsiz durmak gerekir. Banyodan çıktıktan sonra da; kurulanılmaz, havlu veya bornoza sarılınır, ılık odada 1 saat kadar yatılır. Bu süre içinde vücut terler. Sonra giyinilir ve 1 saat kadar daha aynı odada kalınır.

Birinci banyo: Kahvaltıdan önce aç karnına veya kahvaltıdan 1 saat sonra,
İkinci banyo: Akşam yemeğinden 2 saat önce alınması halinde azami derece fayda sağlanır.
Banyoda kalma süresi: İlk gün 10 dakika, sonrakilerde ise, hastanın bünyesine ve hastalığa göre, 12-20 dakika arasındadır.
İçme kürü: Kronik hastalıklarda tavsiye edilir. Süresi 3-6 hafta olmalıdır. Birinci gün; aç karnına bir defada 6 su bardağı ( 1.5 litre ); ondan sonraki günler; sabah, öğle ve akşam yemeklerinden yarım saat önce ikişer su bardağı içilir.

Tagged: , , , ,

0 yorumlar